12 Kasım 2013 Salı

Bildiğin zaman makinesi!

Geçip giden huuuuuu,
Zamanları huuu huuuu bir yerlerde bulsam...

Annem 80'li yıllarda pek hoş giyinirmiş.
Zamanın modasıyla annemin zevki birleşmiş ve ortaya ipek gömlekler, şifon elbiseler, değişik yelekler, kadife ceketler ve daha neler neler çıkmış.
Ve haliyle bütün bunlar benim vintage mirasım:)
Fevkalade bir şey, her biri bildiğin zaman makinesi, dostum!
İşte annemin mezuniyetinden bugüne gelen dantel işlemeli yakasıyla, muhteşem ipek gömleği... Çok güzel, çok nostaljik. Bu gömleği gördüğüm anda bayıldım. O gün bu gündür, dolabımın favori parçalar arasındaki yeri çok sağlam.
Artık havalar soğuduğu için gömleğin üstüne Zara'dan kalpli hırkamı aldım.
Hırkaları seviyorum. Üşüyünce giy, sıcak mı oldu, çıkar gitsin.
Keşke hayat her zaman bu kadar kolay olsa:)

Çantam, yine annemden. O yıllarda büyük bir rüküşlüğün de sergilendiğini düşünecek olursak, annem bayağı zirveye oynuyormuş:)
Kotum Levi's. Swarovski ve Levi's iş birliği ile ne kadar ışıltılı kotlar yaratılabileceğini görmüş olduk bu koleksiyon sayesinde. Sınırlı sayıda üretilmiş olan bu benzersiz jean modeli, hala en sevdiklerim arasında! Işıltıya bir de yakından bakın:
Swarovski, hayatımıza ışıl ışıl bir efekt katıyor bence.
Peki ya sizce?

Sevgilerle, CB
Xx!

Yazarken: Mirkelam / Hatıralar

11 Kasım 2013 Pazartesi

#Special birthday!

Bugün pek sevgili Kitap Tutkusu blogunun 1. doğum günü!
Ben de tabii güzel bir kart yaparak hemen doğum günü mesajımı iletmek istedim.

İyi ki doğdun kitaptutkum.blogspot!
Birlikte nice
mutlu, eğlenceli,
historical, fantastik,
vampirik, heyecanlı, 
senelere...
Sevgilerle, CB
XOXO

Let's do Brunch!

Pazartesi, sevilmeyen gün!
Hele benim en sevmediğim gün.
O yüzden de bu hafta bir değişiklik yapıp 'hadi şu pazartesi gününü birazcık renklendirelim' gibi bir çabaya girdim ve güzel bir brunch keyfi yaptım.

Çay keyfi bir başka ama konsepti bambaşka!
Çayı en güzel porselenlerde içip de  İngiliz havasına girmemek imkansız. Ama hala havaya giremeyenler için ben derim ki;

Birçok baklava desenli hırka-kazak olabilir bu dünyada.
Ama hiçbirini ablamdan yürüttüğüm baklava desenli Zara kazağım kadar çok sevemem.
Sevmem. Nokta.
İnciler, annemin incileri... Onlar da bugün yürüttüğüm 2.parça:)
Baklava deseni ve incileri pek severim. Bu dünyada bir bütün olan ikililer vardır.
Çay ve çay kaşığı, köfte ve patates gibi.
İnci ve baklava deseni de benim gözümde, ayrılmaz ikililerdendir.
Bu kadar sohbet yeter.
Buyurun
CB'nin Brunch Keyfi'ne...
Bon Appétit!
Sevgiler, CB
Xx!

10 Kasım 2013 Pazar

Saat dokuzu beş geçe...


"Saat dokuzu beş geçe
Ata'm Dolmabahçe'de,
Gözlerini kapadı,
Bütün dünya ağladı."
...

9 Kasım 2013 Cumartesi

#saturday pocket!

Cumartesi günlerinin hayatımızdaki yeri bambaşka!
Daha perşembeden cumartesi gününün büyüsüne kapılmaya başlarız ve cuma günü geldiğinde bu büyü bizi sarıp sarmalar.
İşte cuma gününü bu kadar mükemmel yapan gerçek de sanırım bu! Ama tabii kendine özgü bir havası da yok değil.
Neyse... Cumartesi geldi! Haliyle aktivite günü. Aktiviteden kastım ise illa ki gidip gezmek değil.
Eğer siz de benim gibi 'ev ille de ev' diyorsanız, işte size cumartesi önerileri:

#Cumartesi filmi
Despicable Me 2
Film hafta içi izledim ve minyoncuklara bir daha bayıldım. Keşke evimizde de oradan oraya koşturan minyonlar olsa, hayatımıza renk ve şapşallık katsalar. Çok güzel olurdu, hatta şahane olurdu. Hadi o olmadı bari bir animasyonun içinde yaşasak bari! Hayatta tercihlerimiz niye bu kadar kısıtlı ki, damn it!
Eğer izlemediyseniz bu cumartesi gününüzü mutlaka bu filme ayırın. Garanti ediyorum, çok gülüp çok eğleneceksiniz!
Film bitti peki ya sonra? Biraz Scrabble mı oynasanız ki acaba? Hımmm neden olmasın?
Scrabble her zaman sevdiğim oyunlardan biri olmuştur. Tabii ilk sıralarda tabu yer almakta.
Scrabble oynarken bir yandan da müzik dinleyebilirsiniz. Mesela Plastiscines olabilir. 

Plastiscines'in About Love albümünü çok seviyorum, grubun 2. albümüydü bu. 2009'da çıkmasına karşın, geçen yıllar içinde daha bir sevdim, vazgeçilmezlerimden biri oldu diyebilirim. Albümdeki I'm down tonight şarkısı favorim. 
Cumartesi gününü geçirmenin en en en güzel yollarından biri kitap okumak. Hele hele bu kitap Julia Quinn ise deyim yerindeyse tadından yenmez. Bir yandan kitap bitsin istersiniz, bir yandan da hiç bitmesin... Kulaklıklarımı takıp tamamiyle kitaba yoğunlaşmayı çok seviyorum. Dahası kitabı yaşamayı seviyorum. Kitap hangi tarzsa müzik klasörüm de ona göre değişir. Konsept benim için çok şey demek:)
İşte sizlere güzel bir cumartesi paketi! Bir nevi seç-beğen-al üçlemesi de diyebilirim:)
Keyifli bir cumartesi geçirmeniz dileğiyle...

Sevgiler, CB
Xx!

8 Kasım 2013 Cuma

#happy friday

Mutlu cumalar!
Bir hareketlilik, bir koşturmaca yaşanıyor ki sormayın.

Blogda hafta sonuna hazırlık var bugün. Nasıl mı? işte böyle:
Bir cuma gününe uyanmaktan daha güzel olan tek şey, güneşli bir cuma gününe uyanmaktır.
Hele de kasım ayında.
Eğer mucize gerçekleşir de böyle bir gün yaşanırsa, bir kutlama yapmak da kaçınılmaz oluverir!


İşte ben de bugünün bir kutlamayı hak ettiğine karar verdim ve ortalığı biraz dağıttım; en sevdiğim şarkıları açtım ve bugünü kendime ayırmaya karar verdim. (Sanki her günü kendime ayırmıyormuşçasına. Burada işsiz olmama atıfta bulunuyorum.)
Güzellik başa bela olabilir ama bakımsız görünmekten daha korkunç olmadığını düşünüyorum.
Son zamanlarda da nişandı düğündü derken benimle birlikte cildim de yoruldu. İç huzurumuzu arıyoruz ve günün sonunda Nirvana'ya ulaşmayı hedefliyoruz. Şekil A:

Ortalığı biraz dağıttım derken tam olarak bunu kastediyordum :)
Ben her zaman, eğer ruh haliniz bozuksa, önce dış görünüşü değiştirmeden yanayım. Değiştirmek derken, ufak tefek bakım, birkaç pırıltı, hoş bir ruj ile belirginleşen gülümseme, bunun gibi şeyler işte...

Ne demiş Coco Chanel, 
"You can be gorgeous at thirty, charming at forty, and irresistible for the rest of your life."
Bu kadın bir Einstein, dostum!
Coco Chanel'in da demiş olduğu gibi, hayatımızın geri kalanında 'dayanılmaz' güzellikte olmak istiyorsak-ki koşulsuz şartsız istiyoruz- o zaman hayata ve yer çekimine meydan okumanın tam zamanı!


Çok sevgiler, CB
XOXO

6 Kasım 2013 Çarşamba

#LoveRedSoles

Ayakkabılara bayılırım.
Kırmızı tabanlı bir ayakkabı içinse türlü entrikalar çevirebilirim.


Ahh Christian ahh! Kırmızı tabanlı mükemmel Louboutin'lerinle, biz sıradan ölümlülerin aklını başından almak da neyin nesi! Şeytana pabucunu ters giydirmeyi bırak, kırmızı tabanlı giydirirsin sen! Sihirbaz ve hokkabaz karışımı, şeytan tüyüne sahip ender insanlardan...
Yani tam benlik:) En sevdiğim, en sempatik tasarımcılardan da birisi.


İşte bu sevgili tasarımcımız için ayakkabıların satıldığı bir mağaza yeterli olmuyor ve bu mağazaların içinde ayakkabı salonlarının da yer almasını istiyor ve kolları sıvayıp çalışmaya başlıyorlar. Ve bu planlar dahilinde Saks Fifth Avenue, New York mağazasında Christian Louboutin’in ABD’deki ilk mağaza içi ayakkabı salonunun yer alacağını açıklıyor.

Bunu kutlamak için de Louboutin’in Paris’ten New York'a gelişini anlatan güzel, eğlenceli bir kısa film hazırlanıyor. Filmde, Louboutin, yaratıcılığı ve her zamanki sempatikliği ön planda.
Louboutin rüzgarının tüm dünyayı kasıp kavurduğu kırmızı ayak izleriyle gözler önüne seriliyor.
Müzik ise bir harika! Bu ritmi duyup da ayağa kalkıp dans etmemek mümkün değil.




"It's a dream" olarak başlayan Louboutin efsanesi," it's not just a dream" olarak tüm hızıyla devam ediyor.
Christian Louboutin, tam zamanlı çalışan bir rüya işçisi!
Kendi rüyalarını gerçekleştirirken, bizlerin hayallerini süslemeyi de ihmal etmiyor.

Seni de kırmızı tabanlı ayakkabılarını da çok sevdik Christian!
Cover Babe'den Christian Louboutin'e... En içten sevgilerimle...
Xx!

P.S. I Love Red Soles