29 Aralık 2013 Pazar

Hu huu! Yıldızlar...

Bugün yine şımartıldım, baya bir pohpohlandım!
Havalara uçtum, bulutlara tırmandım.
Hu huu yıldızcıklaaar heyoo!


Yeni yıla sayılı günler kala ne kadar şanslıyım dedim bugün bir kez daha.
Ne kadar güzel ne kadar özel insanlar var hayatımızda diye düşündüm bugün bir kez daha.

Kuzenim(cınımm kuzenim) bana bir sürpriz hazırlamış, akıllara zarar.
Çok güzel bir sürpriz hikayem daha oldu. Yarın güzel mi güzel bir post hazırlayacağım.

Ama öncesinde uyarayım dedim. Gözleriniz kamaşabilir, lütfen gözlük takın yazıyı okurken:)

Sevgiler, CB
Xx!

#jingle my bells

Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun

Yeni yıl geldi çattı!
Yılbaşı akşamı için planlar yapıldı.
Çam ağaçları süslendi, renkli ışıklar takıldı.

Aralık ayı, yılın en mutlu olduğum zamanı. Hava soğuk olmasına rağmen, ortalıkta uçuşan bu yeni yıl havası yetip artıyor. Ve ben de hemencecik çıkardım yeni yıl ağacımızı ve süsleri, hadi dedim ortalık şenlensin biraz!


Ve birinci fotoğrafımız minik çam ağacımızdan. Fotoğrafın teması "happy new year"
İkinci kare yani bu güzel kolaj ise ilk çam ağacımızdan.
Evet ilk çam ağacımızdan, çünkü çam ağaçlarının sayısı 5'e çıktı yıllarla birlikte. Ama ilkler her zaman çok özeldir. Ankara'dan Kocatepe Beğendik'ten almıştık bu minik çam ağacını. O zamandan beri gezdi durdu bizimle her yere. Ailemizin bir üyesi adeta.

Çam ağaçlarının sayısı arttı demiştim, tabii süslerimizin sayısı da arttı.
Mest oluyorum resmen süsler ortaya çıkınca ve yeni yıl ağacı süsleme zamanı gelince.
Resmen sırf bugünler için yaratıldığımı bile düşündüğüm olmuştur. Boşuna yazının başlığını Jingle My Bells koymadık herhalde:)

Süslerimize en son katılan parçalardan bir tanesi. Cupcake bağımlısı biriyim. Cupcake yeme manasında değil, daha çok konseptine düşkünüm. O yüzden de bu cupcake'li yeni yıl süsünü görünce "sen benimsin ben de senin" dedim, kaptığım gibi ben eve bi koştur bi koştur... Süsleri ağaca bir takıyorum; sanki kovalayan var:)
Ve yeni yıl zamanının olmazsa olmazı, Charles Dickens'dan "Bir Noel Şarkısı"!
Ablamın hediyesi olan Bir Noel Şarkısı, yeni yıl konseptimin yıldızıdır adeta. Hani yılbaşı havasına giremediğim zamanlar olduğunda, utan utan Ebenezer bile nasıl bir noel ruhuna sahip diye kendi kendimi eleştiriyorum.

Dilerim 2014, hepimiz için heyecanlı, sürprizli bir yıl olur!
Yeni yıl bize yepyeni mutluluklar getirsin!

Sonsuz sevgilerimle, CB
Xx!

22 Aralık 2013 Pazar

#Kış şarkısı

Nil'in bir şarkısı var, adı Kış Şarkısı...
Şarkı,
"Bugün hava sıfırın altında on" diye başlar.


Sözleri bana epey bir uygun. Çünkü havalar soğumaya başladığı andan sonraki her gün benim için hava sıfırın altında on.

İnsanlar ikiye ayrılır:
Üşümeyenler ve üşüyenler.

Ben üşüyeler kategorisinin demirbaş asil üyesiyim.
Ne yapsam da kışın soğuğundan korunsam diye uykularım kaçar adeta.
Botlarıma çeşit çeşit keçe ve bilumum benzeri tabanlık alırım ki ayacıklarım üşümesin.
İşte kış beni böyle çarpıveriyor.

Ellerim kuruyor, dudaklarım çatlıyor.
Burnum zaten her daim kırmızı ve akmaya elverişli halde "hazır ol" komutunda bekliyor.

Eh hal böyle olunca ciddi önlemler almam gerekiyor!
İşte ben de cephaneliği hazırlıyorum kış geldiği zaman.
Kağıt mendilimi, el kremimi, nivea med lipstick'imi, kuru ciltler için bire bir olan clinique kremimi veee olmazsa olmazım el ısıtıcımı yanımdan ayırmıyorum.

Evet, ne sandınız el ısıtıcım var.
Ablam yurt dışından almıştı bana burada satılıyor mu bilmiyorum.

Bir bardağın içine sıcak su koyup bekletiyorsunuz 3-5 dakika.
Sonra avucunuzun içine alıp ellerinizi ısıtıyorsunuz.

Harika bi'şey. Sevimliliği de cabası. Yerim seni benim minik el ısıtıcım.(Aynı zamanda burun ısıtıcım)

Sevgilerle, CB
Xx!

#YummySoup

Çorba deyip geçmeyiniz...

Birinci sınıf bir çorba, ikinci sınıf bir tablodan daha yaratıcıdır demiş Abraham Maslow.
Daha yaratıcı olan ise birinci sınıf bir çorbanın X-Large kahve kupasında objektife yansımış halidir.
Mesela;
Kremalı mantarlı ve maydanozlu çorba, kekikli kıtır ekmekle buluşursa hani tadından yenmez derler ya. Desem de inanmayın; öyle bir yenir ki tadı damağınızda kalır.

Huzurlu bir pazar günü ve lezzetli bir çorba...
Immm yummy yumyy! Keyiften 4köşe mi oldum nedir:)

Sevgiler, CB
Xx!

Superman Style!

Havalar mübarek mayın tarlası!
Bugün yağmur, yarın kar, öbür gün fırtına. Ne zaman ne olacağı belli değil ki. 1 dk öncesini bile kestirmek zor.
Tabii soğuktan donuyoruz o ayrı ama bileşeni ne olacak?
Soğuk + yağmur, soğuk + kar, soğuk + tipi, soğuk + kuzey kutbu... Listenin sonu yok.


Hazırlıklı olmakta fayda var derim ben.
O yüzden de T-box yağmurluğum her daim yanımda!

Bir nevi arkadaş hediyesi olan bu çanta şeklini alan yağmurluk, bir bavulu andıran çantamın bir köşesinde ikamet etmekte aylardır.
Yağmur mu yağdı?
Ta taam hemen bir superman havasına bürünüp çantamdan yağmur kostümümü çıkarıp giyebilirim.

"minion style, o yea!"

Eh adı üstünde"yağmurluk", soğuk havadan korumaz ama saçlarınız yağmura meydan okur ve ahenkle dans eder:)
En kısa sürede kendinize bir T-box çanta yağmurluk edinin, uyarmadı demeyin; son dakika sürprizlerine hazırlıklı olun!

Sevgilerle, CB
Xx!

I'm back!

Ciaooooo!
Uzuuun çok uzun bir aradan sonra sevgili blog'um ve ben baş başa kalabildik.
Bir önceki yazıyı 2 Aralık'ta yazmışım. Ah ne utandım ne utandım. Yanaklarım al al oldu.
Bir hata yaptıysam telafi etmekten yanayımdır. O yüzden de,
Neler mi oldu bu 20 gün boyunca?

(Flashback)
Sabahları 6'da uyanıyorum. Akşama kadar inanılmaz bir koşturmaca.
Hani "yorgunluktan pestili çıkarmış" ya insanın. Artık o deyimi dilediğinde kendi yaşamımla özdeşleştirebiliyorum. Ah ne büyük mutluluk!

"Çalişşş çalişş çaliiiiiş, alışveğğişşş yööööööök!"
İşte 20 günün tek cümleyle özeti:))

Tabii o kadar da umutsuz değil durum neyse ki.
Ayrı bir postta yer vermeyi düşünüyorum Clinique alışverişimize.

Neyse ne diyordum, hah yorgunluk!
Ama bu yorgunluk beni durduruyor mu?
-No no no no!

Haftada 3 gün plates'e gidiyorum. Yalnızca plates de değil, modern dans, samba, plates, nefes egzersizi ve daha neler neler... Günün stresini de atıyorum böylelikle, sonra değmeyin keyfime:)

Böyle bir şey yok tabii. Eve gelip duş ve uyku. Serçe parmacığımı oynatacak mecalim bile kalmıyor.
Sanmayın ki şikayet ediyorum. Tecrübe olarak paylaşıyorum.
Yoksa beni ideallerime yaklaştıracak her şeye can simidi gibi sarılırım.
İnanılmaz bir koşturmaca yaşıyorum yani. Ama sanki güzel de.
İnsanın hayatında biraz hareket olması hiç de kötü bir şey değil bence.

(Acaba 3-5 ay 1-2 yıl sonra bunları okuduğumda "ne edebiyat parçalamışım yo!" der miyim bilinmez.)

İşteki 1 ayımı doldurdum. Hey gidi heyy... Neler oluyor hayatta:)
Erken uyanmaktan şikayetçiydim ama bir pazar günü bile saat 7'de uyandım. Alışkanlık olmuş işte.
Pazar uykularına da elveda.

Öpüyorum sizi pazar günü uykuları. Bir daha ne zaman görüşürüz bilinmez.
Arada ziyarete gelin, arayı açmayalım pliiiiiz!

Ah ahh bir zamanlar öğlenlere kadar uyur sonra da ses yapıp uyandırdıkları zaman çıkıp;
diyerekten çemkirirdim kim denk gelirse. Her çıkışın bir inişi var tabi haliyle.
Bugün evin en erken uyanan üyesi olarak klavyenin tuşlarına bile çıt çıt sessizce dokunuyorum.

Olacak böyle şeyler. Alışmalı insan çalışmaya.

İşe yeni başladığımda "çalışma hayatı" diye bir şey yok.
"Çalışma" mı "hayat" mı demiştim. Hala arkasındayım dediğimin. O yüzden de görselini bile hazırladım tarihe yazılı kayıtlar bırakmak için.

Arayı açmamak dileğiyle ve
Sevgilerle, CB
Xx!

Yazının özeti: İnsan bir şeyi istemeye görsün; ondan korkun!
Yazarken: Joshua Radin - Winter

2 Aralık 2013 Pazartesi

80s partyy!

1 Aralık, önemli bir tarih. E ne de olsa yeni yılın habercisi.
İşte biz de böyle güzel ve de önemli bir günü son anda dahil olduğumuz muhteşem bir 80ler partiyle kutladık. Gitsek mi gitmesek mi, gidersek ne giysek, ama sonraki gün de iş var nasıl uyanacağız derkeeeeen...
...
Kendimizi bir anda bir evin kapısının önünde buluverdik.
Zili çalmamızla, içeriden elinde viski bardağıyla robdöşambr'lı bir centilmen ve 80ler disco kızı fırladı. Çok ciddiyim, rüya değil bunların hepsi gerçek.
Ve fonda John Carpenter'in unutulmaz The End'i çalmasın mı!
E bizi kapıda bi gülme krizi tutmasın mı! :)))
The End şarkı adı, belki yabancı gelebilir, halk arasında Nuri Alço müziği diye de biliniyor:)

Patlayan şekerlerden sulu göz sakızlara, capri-sun'lardan big babol'lara, dantellerden misketlere kadar muhteşem bir konsept eşliğinde bol kahkahalı bol nostaljili bir gece geçirdik. Şiddetle tavsiye edilir. Arada kaçıp başka başka zamanlara gitmek lazım.
  
Şimdilik bu kare birkaç ipucu verir diye düşünüyorum:)
Vakit bulursam ayrı bir post da yazmayı çok isterim. Ama yaza yaza bitiremem herhalde:)
Niye mi vakit bulursam?
Bunu duymamış olayım, özellikle işe başlayalı bugün tam 12.günüm olmuşken:))
(çıp çıp çıp: alkış efekti)

Rüyanızda 80leri görmeniz dileğiyle,
Çok sevgiler, bol nostaljiler, iyi geceler, CB
Xx!