Merhaba!
2014 yılından herkese kocaman bir merhaba!
Umarım güzel geçmiştir herkesin yeni yıl gecesi ve güzel bir başlangıç yapmışsınızdır yepyeni bir yıla.
"Hu huu! Yıldızlaar..." yazımda kuzenimin bana harika bir sürpriz hazırladığını söylemiştim ve uyarmıştım da sizleri gözleriniz kamaşabilir hediyelerimi görünce diye. Gözlüklerinizi takın çünkü an itibariyle şov başlıyor!
Biri şov mu dedi? O zaman hediye çantamı taktım koluma. Bakalım içinden neler çıkacak?
(Hediye paketimi dünyalara değişmem!)
Eve geliyorum bir de bakıyorum hediye dolu bir paket. Bakıyorum, soruyorum soruşturuyorum ay kimin acaba bu hediyeler diye meraklar içinde kıvranıyorum. Sonra bir de öğreniyorum benimmiş. Can havliyle her bir hediyeyi tek tek açmaya koyuluyorum; ama çok heyecanlıyım. Koşmuş koşmuş da yorulmuş gibi bir hal, yanaklar heyecandan ufaktan kızarmaya başlamış...
Veee bir de bakıyorum ki...
Bir de bakıyorum dediğime bakmayın; hangi birine bakacağımı şaşırıyorum esasen. En büyük paketi açıyorum, içinden harika bir çanta çıkıyor. Çantayı açıyorum, içinden şal çıkıyor.
Kutuyu açıyorum içinden başka bir kutu başka bir hediye çıkıyor.
Sürpriz içinde sürpriz.
Çantacığım... O kadar sevdim ki görür görmez çantacığım oluverdi, çok samimiyiz, hemen ısındık birbirimize. Ne diyordum? Evet çantacığım... Tam benlik! "Classical, Gorgeous, Vogue, Fashion"
Bu çantayı seçip alıp bana hediye eden kişi benim gözümde cennetliktir.
Kutulara bayılırım. Ablamla çeşit çeşit bir sürü kutumuz var ve bu eşsiz kutucuk da koleksiyonumuzun arasındaki yerini aldı. Şu anda tatlı tatlı gülümsüyor bana her baktığımda bana.
Güzel bir kutu olmasının yanı sıra içinde neler vardı neler...
Evet aynen öyle! İçinde neler vardı neler... Televizyon ve kaset şeklinde rozetler. (Kaset koleksiyonu olan biriyim ve kalbimde çok farklı bir yeri vardır kasetlerin.) Veee fotoğraf makinesi şeklinde damga!
İnanılmaz ama gerçek! Hatta sağ üst karede iki adet pembe ve sarı süngerli kutucuk var. İkisinde de denedim. Sonuç mükemmel. Çocukluğuma geri döndüm. Çeşit çeşit damgalarım vardı o zamanlar da ama yıllar olmuş damgalarla haşır neşir olmayalı. Dolayısıyla da pek hoşuma gitti.
Boş yere yıldızların olduğu gökyüzüne çıkmadım yani:))
Ve bir de kuzenimin enteresan ve muhteşem kolye seçme kabiliyetinden nasibimi almışım şükürler olsun ki. Ablama da "büyük ayı takım yıldızı" motifli bir kolye almıştı. Benimki de yönleri gösteren bir pusula. Allah'ım herkesin böyle yaratıcı ve zevkli kuzenleri olsun:))
Ve hediye paketimin içindeki en göz alıcı parçalardan bir tanesi. Yerim seni çikolata!
Belki de yemişimdir, toplardan birinin içi boştur belki de. Belki de hepsi boştur, belki de ben dünyaca ünlü ödüllü bir origami ustasıyımdır. Olamaz mı? Olabilir!
İşte böyle harika bir sürpriz hikayem daha oldu.
Darısı sizin başınıza!
Sevgilerle, CB
Xx!
2 Ocak 2014 Perşembe
29 Aralık 2013 Pazar
Hu huu! Yıldızlar...
Bugün yine şımartıldım, baya bir pohpohlandım!
Havalara uçtum, bulutlara tırmandım.
Hu huu yıldızcıklaaar heyoo!
Yeni yıla sayılı günler kala ne kadar şanslıyım dedim bugün bir kez daha.
Ne kadar güzel ne kadar özel insanlar var hayatımızda diye düşündüm bugün bir kez daha.
Kuzenim(cınımm kuzenim) bana bir sürpriz hazırlamış, akıllara zarar.
Çok güzel bir sürpriz hikayem daha oldu. Yarın güzel mi güzel bir post hazırlayacağım.
Ama öncesinde uyarayım dedim. Gözleriniz kamaşabilir, lütfen gözlük takın yazıyı okurken:)
Sevgiler, CB
Xx!
Havalara uçtum, bulutlara tırmandım.
Hu huu yıldızcıklaaar heyoo!
Yeni yıla sayılı günler kala ne kadar şanslıyım dedim bugün bir kez daha.
Ne kadar güzel ne kadar özel insanlar var hayatımızda diye düşündüm bugün bir kez daha.
Kuzenim(cınımm kuzenim) bana bir sürpriz hazırlamış, akıllara zarar.
Çok güzel bir sürpriz hikayem daha oldu. Yarın güzel mi güzel bir post hazırlayacağım.
Ama öncesinde uyarayım dedim. Gözleriniz kamaşabilir, lütfen gözlük takın yazıyı okurken:)
Sevgiler, CB
Xx!
#jingle my bells
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun
Yeni yıl geldi çattı!
Yılbaşı akşamı için planlar yapıldı.
Çam ağaçları süslendi, renkli ışıklar takıldı.
Aralık ayı, yılın en mutlu olduğum zamanı. Hava soğuk olmasına rağmen, ortalıkta uçuşan bu yeni yıl havası yetip artıyor. Ve ben de hemencecik çıkardım yeni yıl ağacımızı ve süsleri, hadi dedim ortalık şenlensin biraz!
Ve birinci fotoğrafımız minik çam ağacımızdan. Fotoğrafın teması "happy new year"
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun
Yeni yıl geldi çattı!
Yılbaşı akşamı için planlar yapıldı.
Çam ağaçları süslendi, renkli ışıklar takıldı.
Aralık ayı, yılın en mutlu olduğum zamanı. Hava soğuk olmasına rağmen, ortalıkta uçuşan bu yeni yıl havası yetip artıyor. Ve ben de hemencecik çıkardım yeni yıl ağacımızı ve süsleri, hadi dedim ortalık şenlensin biraz!
Ve birinci fotoğrafımız minik çam ağacımızdan. Fotoğrafın teması "happy new year"
İkinci kare yani bu güzel kolaj ise ilk çam ağacımızdan.
Evet ilk çam ağacımızdan, çünkü çam ağaçlarının sayısı 5'e çıktı yıllarla birlikte. Ama ilkler her zaman çok özeldir. Ankara'dan Kocatepe Beğendik'ten almıştık bu minik çam ağacını. O zamandan beri gezdi durdu bizimle her yere. Ailemizin bir üyesi adeta.
Çam ağaçlarının sayısı arttı demiştim, tabii süslerimizin sayısı da arttı.
Mest oluyorum resmen süsler ortaya çıkınca ve yeni yıl ağacı süsleme zamanı gelince.
Resmen sırf bugünler için yaratıldığımı bile düşündüğüm olmuştur. Boşuna yazının başlığını Jingle My Bells koymadık herhalde:)
Süslerimize en son katılan parçalardan bir tanesi. Cupcake bağımlısı biriyim. Cupcake yeme manasında değil, daha çok konseptine düşkünüm. O yüzden de bu cupcake'li yeni yıl süsünü görünce "sen benimsin ben de senin" dedim, kaptığım gibi ben eve bi koştur bi koştur... Süsleri ağaca bir takıyorum; sanki kovalayan var:)
Ve yeni yıl zamanının olmazsa olmazı, Charles Dickens'dan "Bir Noel Şarkısı"!
Ablamın hediyesi olan Bir Noel Şarkısı, yeni yıl konseptimin yıldızıdır adeta. Hani yılbaşı havasına giremediğim zamanlar olduğunda, utan utan Ebenezer bile nasıl bir noel ruhuna sahip diye kendi kendimi eleştiriyorum.
Ablamın hediyesi olan Bir Noel Şarkısı, yeni yıl konseptimin yıldızıdır adeta. Hani yılbaşı havasına giremediğim zamanlar olduğunda, utan utan Ebenezer bile nasıl bir noel ruhuna sahip diye kendi kendimi eleştiriyorum.
Dilerim 2014, hepimiz için heyecanlı, sürprizli bir yıl olur!
Yeni yıl bize yepyeni mutluluklar getirsin!
Sonsuz sevgilerimle, CB
Xx!
22 Aralık 2013 Pazar
#Kış şarkısı
Nil'in bir şarkısı var, adı Kış Şarkısı...
Şarkı,
"Bugün hava sıfırın altında on" diye başlar.
Sözleri bana epey bir uygun. Çünkü havalar soğumaya başladığı andan sonraki her gün benim için hava sıfırın altında on.
İnsanlar ikiye ayrılır:
Üşümeyenler ve üşüyenler.
Ben üşüyeler kategorisinin demirbaş asil üyesiyim.
Ne yapsam da kışın soğuğundan korunsam diye uykularım kaçar adeta.
Botlarıma çeşit çeşit keçe ve bilumum benzeri tabanlık alırım ki ayacıklarım üşümesin.
İşte kış beni böyle çarpıveriyor.
Ellerim kuruyor, dudaklarım çatlıyor.
Burnum zaten her daim kırmızı ve akmaya elverişli halde "hazır ol" komutunda bekliyor.
Eh hal böyle olunca ciddi önlemler almam gerekiyor!
İşte ben de cephaneliği hazırlıyorum kış geldiği zaman.
Kağıt mendilimi, el kremimi, nivea med lipstick'imi, kuru ciltler için bire bir olan clinique kremimi veee olmazsa olmazım el ısıtıcımı yanımdan ayırmıyorum.
Evet, ne sandınız el ısıtıcım var.
Ablam yurt dışından almıştı bana burada satılıyor mu bilmiyorum.
Bir bardağın içine sıcak su koyup bekletiyorsunuz 3-5 dakika.
Sonra avucunuzun içine alıp ellerinizi ısıtıyorsunuz.
Harika bi'şey. Sevimliliği de cabası. Yerim seni benim minik el ısıtıcım.(Aynı zamanda burun ısıtıcım)
Sevgilerle, CB
Xx!
Şarkı,
"Bugün hava sıfırın altında on" diye başlar.
Sözleri bana epey bir uygun. Çünkü havalar soğumaya başladığı andan sonraki her gün benim için hava sıfırın altında on.
İnsanlar ikiye ayrılır:
Üşümeyenler ve üşüyenler.
Ben üşüyeler kategorisinin demirbaş asil üyesiyim.
Ne yapsam da kışın soğuğundan korunsam diye uykularım kaçar adeta.
Botlarıma çeşit çeşit keçe ve bilumum benzeri tabanlık alırım ki ayacıklarım üşümesin.
İşte kış beni böyle çarpıveriyor.
Ellerim kuruyor, dudaklarım çatlıyor.
Burnum zaten her daim kırmızı ve akmaya elverişli halde "hazır ol" komutunda bekliyor.
Eh hal böyle olunca ciddi önlemler almam gerekiyor!
İşte ben de cephaneliği hazırlıyorum kış geldiği zaman.
Kağıt mendilimi, el kremimi, nivea med lipstick'imi, kuru ciltler için bire bir olan clinique kremimi veee olmazsa olmazım el ısıtıcımı yanımdan ayırmıyorum.
Evet, ne sandınız el ısıtıcım var.
Ablam yurt dışından almıştı bana burada satılıyor mu bilmiyorum.
Bir bardağın içine sıcak su koyup bekletiyorsunuz 3-5 dakika.
Sonra avucunuzun içine alıp ellerinizi ısıtıyorsunuz.
Harika bi'şey. Sevimliliği de cabası. Yerim seni benim minik el ısıtıcım.(Aynı zamanda burun ısıtıcım)
Sevgilerle, CB
Xx!
#YummySoup
Çorba deyip geçmeyiniz...
Birinci sınıf bir çorba, ikinci sınıf bir tablodan daha yaratıcıdır demiş Abraham Maslow.
Daha yaratıcı olan ise birinci sınıf bir çorbanın X-Large kahve kupasında objektife yansımış halidir.
Mesela;
Kremalı mantarlı ve maydanozlu çorba, kekikli kıtır ekmekle buluşursa hani tadından yenmez derler ya. Desem de inanmayın; öyle bir yenir ki tadı damağınızda kalır.
Huzurlu bir pazar günü ve lezzetli bir çorba...
Immm yummy yumyy! Keyiften 4köşe mi oldum nedir:)
Sevgiler, CB
Xx!
Birinci sınıf bir çorba, ikinci sınıf bir tablodan daha yaratıcıdır demiş Abraham Maslow.
Daha yaratıcı olan ise birinci sınıf bir çorbanın X-Large kahve kupasında objektife yansımış halidir.
Mesela;
Huzurlu bir pazar günü ve lezzetli bir çorba...
Immm yummy yumyy! Keyiften 4köşe mi oldum nedir:)
Sevgiler, CB
Xx!
Superman Style!
Havalar mübarek mayın tarlası!
Bugün yağmur, yarın kar, öbür gün fırtına. Ne zaman ne olacağı belli değil ki. 1 dk öncesini bile kestirmek zor.
Tabii soğuktan donuyoruz o ayrı ama bileşeni ne olacak?
Soğuk + yağmur, soğuk + kar, soğuk + tipi, soğuk + kuzey kutbu... Listenin sonu yok.
Hazırlıklı olmakta fayda var derim ben.
O yüzden de T-box yağmurluğum her daim yanımda!
Bir nevi arkadaş hediyesi olan bu çanta şeklini alan yağmurluk, bir bavulu andıran çantamın bir köşesinde ikamet etmekte aylardır.
Yağmur mu yağdı?
Ta taam hemen bir superman havasına bürünüp çantamdan yağmur kostümümü çıkarıp giyebilirim.
Eh adı üstünde"yağmurluk", soğuk havadan korumaz ama saçlarınız yağmura meydan okur ve ahenkle dans eder:)
En kısa sürede kendinize bir T-box çanta yağmurluk edinin, uyarmadı demeyin; son dakika sürprizlerine hazırlıklı olun!
Sevgilerle, CB
Xx!
Bugün yağmur, yarın kar, öbür gün fırtına. Ne zaman ne olacağı belli değil ki. 1 dk öncesini bile kestirmek zor.
Tabii soğuktan donuyoruz o ayrı ama bileşeni ne olacak?
Soğuk + yağmur, soğuk + kar, soğuk + tipi, soğuk + kuzey kutbu... Listenin sonu yok.
Hazırlıklı olmakta fayda var derim ben.
O yüzden de T-box yağmurluğum her daim yanımda!
Bir nevi arkadaş hediyesi olan bu çanta şeklini alan yağmurluk, bir bavulu andıran çantamın bir köşesinde ikamet etmekte aylardır.
Yağmur mu yağdı?
Ta taam hemen bir superman havasına bürünüp çantamdan yağmur kostümümü çıkarıp giyebilirim.
"minion style, o yea!"
Eh adı üstünde"yağmurluk", soğuk havadan korumaz ama saçlarınız yağmura meydan okur ve ahenkle dans eder:)
En kısa sürede kendinize bir T-box çanta yağmurluk edinin, uyarmadı demeyin; son dakika sürprizlerine hazırlıklı olun!
Sevgilerle, CB
Xx!
I'm back!
Ciaooooo!
Uzuuun çok uzun bir aradan sonra sevgili blog'um ve ben baş başa kalabildik.
Bir önceki yazıyı 2 Aralık'ta yazmışım. Ah ne utandım ne utandım. Yanaklarım al al oldu.
Bir hata yaptıysam telafi etmekten yanayımdır. O yüzden de,
Neler mi oldu bu 20 gün boyunca?
(Flashback)
Sabahları 6'da uyanıyorum. Akşama kadar inanılmaz bir koşturmaca.
Hani "yorgunluktan pestili çıkarmış" ya insanın. Artık o deyimi dilediğinde kendi yaşamımla özdeşleştirebiliyorum. Ah ne büyük mutluluk!
"Çalişşş çalişş çaliiiiiş, alışveğğişşş yööööööök!"
İşte 20 günün tek cümleyle özeti:))
Tabii o kadar da umutsuz değil durum neyse ki.
Ayrı bir postta yer vermeyi düşünüyorum Clinique alışverişimize.
Neyse ne diyordum, hah yorgunluk!
Ama bu yorgunluk beni durduruyor mu?
-No no no no!
Haftada 3 gün plates'e gidiyorum. Yalnızca plates de değil, modern dans, samba, plates, nefes egzersizi ve daha neler neler... Günün stresini de atıyorum böylelikle, sonra değmeyin keyfime:)
Böyle bir şey yok tabii. Eve gelip duş ve uyku. Serçe parmacığımı oynatacak mecalim bile kalmıyor.
Sanmayın ki şikayet ediyorum. Tecrübe olarak paylaşıyorum.
Yoksa beni ideallerime yaklaştıracak her şeye can simidi gibi sarılırım.
İnanılmaz bir koşturmaca yaşıyorum yani. Ama sanki güzel de.
İnsanın hayatında biraz hareket olması hiç de kötü bir şey değil bence.
(Acaba 3-5 ay 1-2 yıl sonra bunları okuduğumda "ne edebiyat parçalamışım yo!" der miyim bilinmez.)
İşteki 1 ayımı doldurdum. Hey gidi heyy... Neler oluyor hayatta:)
Erken uyanmaktan şikayetçiydim ama bir pazar günü bile saat 7'de uyandım. Alışkanlık olmuş işte.
Pazar uykularına da elveda.
Öpüyorum sizi pazar günü uykuları. Bir daha ne zaman görüşürüz bilinmez.
Arada ziyarete gelin, arayı açmayalım pliiiiiz!
Ah ahh bir zamanlar öğlenlere kadar uyur sonra da ses yapıp uyandırdıkları zaman çıkıp;
diyerekten çemkirirdim kim denk gelirse. Her çıkışın bir inişi var tabi haliyle.
Bugün evin en erken uyanan üyesi olarak klavyenin tuşlarına bile çıt çıt sessizce dokunuyorum.
Olacak böyle şeyler. Alışmalı insan çalışmaya.
İşe yeni başladığımda "çalışma hayatı" diye bir şey yok.
"Çalışma" mı "hayat" mı demiştim. Hala arkasındayım dediğimin. O yüzden de görselini bile hazırladım tarihe yazılı kayıtlar bırakmak için.
Arayı açmamak dileğiyle ve
Sevgilerle, CB
Xx!
Yazının özeti: İnsan bir şeyi istemeye görsün; ondan korkun!
Yazarken: Joshua Radin - Winter
Uzuuun çok uzun bir aradan sonra sevgili blog'um ve ben baş başa kalabildik.
Bir önceki yazıyı 2 Aralık'ta yazmışım. Ah ne utandım ne utandım. Yanaklarım al al oldu.
Bir hata yaptıysam telafi etmekten yanayımdır. O yüzden de,
Neler mi oldu bu 20 gün boyunca?
(Flashback)
Sabahları 6'da uyanıyorum. Akşama kadar inanılmaz bir koşturmaca.
Hani "yorgunluktan pestili çıkarmış" ya insanın. Artık o deyimi dilediğinde kendi yaşamımla özdeşleştirebiliyorum. Ah ne büyük mutluluk!
"Çalişşş çalişş çaliiiiiş, alışveğğişşş yööööööök!"
İşte 20 günün tek cümleyle özeti:))
Tabii o kadar da umutsuz değil durum neyse ki.
Ayrı bir postta yer vermeyi düşünüyorum Clinique alışverişimize.
Neyse ne diyordum, hah yorgunluk!
Ama bu yorgunluk beni durduruyor mu?
-No no no no!
Haftada 3 gün plates'e gidiyorum. Yalnızca plates de değil, modern dans, samba, plates, nefes egzersizi ve daha neler neler... Günün stresini de atıyorum böylelikle, sonra değmeyin keyfime:)
Böyle bir şey yok tabii. Eve gelip duş ve uyku. Serçe parmacığımı oynatacak mecalim bile kalmıyor.
Sanmayın ki şikayet ediyorum. Tecrübe olarak paylaşıyorum.
Yoksa beni ideallerime yaklaştıracak her şeye can simidi gibi sarılırım.
İnanılmaz bir koşturmaca yaşıyorum yani. Ama sanki güzel de.
İnsanın hayatında biraz hareket olması hiç de kötü bir şey değil bence.
(Acaba 3-5 ay 1-2 yıl sonra bunları okuduğumda "ne edebiyat parçalamışım yo!" der miyim bilinmez.)
İşteki 1 ayımı doldurdum. Hey gidi heyy... Neler oluyor hayatta:)
Erken uyanmaktan şikayetçiydim ama bir pazar günü bile saat 7'de uyandım. Alışkanlık olmuş işte.
Pazar uykularına da elveda.
Öpüyorum sizi pazar günü uykuları. Bir daha ne zaman görüşürüz bilinmez.
Arada ziyarete gelin, arayı açmayalım pliiiiiz!
Ah ahh bir zamanlar öğlenlere kadar uyur sonra da ses yapıp uyandırdıkları zaman çıkıp;
diyerekten çemkirirdim kim denk gelirse. Her çıkışın bir inişi var tabi haliyle.
Bugün evin en erken uyanan üyesi olarak klavyenin tuşlarına bile çıt çıt sessizce dokunuyorum.
Olacak böyle şeyler. Alışmalı insan çalışmaya.
İşe yeni başladığımda "çalışma hayatı" diye bir şey yok.
"Çalışma" mı "hayat" mı demiştim. Hala arkasındayım dediğimin. O yüzden de görselini bile hazırladım tarihe yazılı kayıtlar bırakmak için.
Sevgilerle, CB
Xx!
Yazının özeti: İnsan bir şeyi istemeye görsün; ondan korkun!
Yazarken: Joshua Radin - Winter
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















