22 Aralık 2013 Pazar

#YummySoup

Çorba deyip geçmeyiniz...

Birinci sınıf bir çorba, ikinci sınıf bir tablodan daha yaratıcıdır demiş Abraham Maslow.
Daha yaratıcı olan ise birinci sınıf bir çorbanın X-Large kahve kupasında objektife yansımış halidir.
Mesela;
Kremalı mantarlı ve maydanozlu çorba, kekikli kıtır ekmekle buluşursa hani tadından yenmez derler ya. Desem de inanmayın; öyle bir yenir ki tadı damağınızda kalır.

Huzurlu bir pazar günü ve lezzetli bir çorba...
Immm yummy yumyy! Keyiften 4köşe mi oldum nedir:)

Sevgiler, CB
Xx!

Superman Style!

Havalar mübarek mayın tarlası!
Bugün yağmur, yarın kar, öbür gün fırtına. Ne zaman ne olacağı belli değil ki. 1 dk öncesini bile kestirmek zor.
Tabii soğuktan donuyoruz o ayrı ama bileşeni ne olacak?
Soğuk + yağmur, soğuk + kar, soğuk + tipi, soğuk + kuzey kutbu... Listenin sonu yok.


Hazırlıklı olmakta fayda var derim ben.
O yüzden de T-box yağmurluğum her daim yanımda!

Bir nevi arkadaş hediyesi olan bu çanta şeklini alan yağmurluk, bir bavulu andıran çantamın bir köşesinde ikamet etmekte aylardır.
Yağmur mu yağdı?
Ta taam hemen bir superman havasına bürünüp çantamdan yağmur kostümümü çıkarıp giyebilirim.

"minion style, o yea!"

Eh adı üstünde"yağmurluk", soğuk havadan korumaz ama saçlarınız yağmura meydan okur ve ahenkle dans eder:)
En kısa sürede kendinize bir T-box çanta yağmurluk edinin, uyarmadı demeyin; son dakika sürprizlerine hazırlıklı olun!

Sevgilerle, CB
Xx!

I'm back!

Ciaooooo!
Uzuuun çok uzun bir aradan sonra sevgili blog'um ve ben baş başa kalabildik.
Bir önceki yazıyı 2 Aralık'ta yazmışım. Ah ne utandım ne utandım. Yanaklarım al al oldu.
Bir hata yaptıysam telafi etmekten yanayımdır. O yüzden de,
Neler mi oldu bu 20 gün boyunca?

(Flashback)
Sabahları 6'da uyanıyorum. Akşama kadar inanılmaz bir koşturmaca.
Hani "yorgunluktan pestili çıkarmış" ya insanın. Artık o deyimi dilediğinde kendi yaşamımla özdeşleştirebiliyorum. Ah ne büyük mutluluk!

"Çalişşş çalişş çaliiiiiş, alışveğğişşş yööööööök!"
İşte 20 günün tek cümleyle özeti:))

Tabii o kadar da umutsuz değil durum neyse ki.
Ayrı bir postta yer vermeyi düşünüyorum Clinique alışverişimize.

Neyse ne diyordum, hah yorgunluk!
Ama bu yorgunluk beni durduruyor mu?
-No no no no!

Haftada 3 gün plates'e gidiyorum. Yalnızca plates de değil, modern dans, samba, plates, nefes egzersizi ve daha neler neler... Günün stresini de atıyorum böylelikle, sonra değmeyin keyfime:)

Böyle bir şey yok tabii. Eve gelip duş ve uyku. Serçe parmacığımı oynatacak mecalim bile kalmıyor.
Sanmayın ki şikayet ediyorum. Tecrübe olarak paylaşıyorum.
Yoksa beni ideallerime yaklaştıracak her şeye can simidi gibi sarılırım.
İnanılmaz bir koşturmaca yaşıyorum yani. Ama sanki güzel de.
İnsanın hayatında biraz hareket olması hiç de kötü bir şey değil bence.

(Acaba 3-5 ay 1-2 yıl sonra bunları okuduğumda "ne edebiyat parçalamışım yo!" der miyim bilinmez.)

İşteki 1 ayımı doldurdum. Hey gidi heyy... Neler oluyor hayatta:)
Erken uyanmaktan şikayetçiydim ama bir pazar günü bile saat 7'de uyandım. Alışkanlık olmuş işte.
Pazar uykularına da elveda.

Öpüyorum sizi pazar günü uykuları. Bir daha ne zaman görüşürüz bilinmez.
Arada ziyarete gelin, arayı açmayalım pliiiiiz!

Ah ahh bir zamanlar öğlenlere kadar uyur sonra da ses yapıp uyandırdıkları zaman çıkıp;
diyerekten çemkirirdim kim denk gelirse. Her çıkışın bir inişi var tabi haliyle.
Bugün evin en erken uyanan üyesi olarak klavyenin tuşlarına bile çıt çıt sessizce dokunuyorum.

Olacak böyle şeyler. Alışmalı insan çalışmaya.

İşe yeni başladığımda "çalışma hayatı" diye bir şey yok.
"Çalışma" mı "hayat" mı demiştim. Hala arkasındayım dediğimin. O yüzden de görselini bile hazırladım tarihe yazılı kayıtlar bırakmak için.

Arayı açmamak dileğiyle ve
Sevgilerle, CB
Xx!

Yazının özeti: İnsan bir şeyi istemeye görsün; ondan korkun!
Yazarken: Joshua Radin - Winter

2 Aralık 2013 Pazartesi

80s partyy!

1 Aralık, önemli bir tarih. E ne de olsa yeni yılın habercisi.
İşte biz de böyle güzel ve de önemli bir günü son anda dahil olduğumuz muhteşem bir 80ler partiyle kutladık. Gitsek mi gitmesek mi, gidersek ne giysek, ama sonraki gün de iş var nasıl uyanacağız derkeeeeen...
...
Kendimizi bir anda bir evin kapısının önünde buluverdik.
Zili çalmamızla, içeriden elinde viski bardağıyla robdöşambr'lı bir centilmen ve 80ler disco kızı fırladı. Çok ciddiyim, rüya değil bunların hepsi gerçek.
Ve fonda John Carpenter'in unutulmaz The End'i çalmasın mı!
E bizi kapıda bi gülme krizi tutmasın mı! :)))
The End şarkı adı, belki yabancı gelebilir, halk arasında Nuri Alço müziği diye de biliniyor:)

Patlayan şekerlerden sulu göz sakızlara, capri-sun'lardan big babol'lara, dantellerden misketlere kadar muhteşem bir konsept eşliğinde bol kahkahalı bol nostaljili bir gece geçirdik. Şiddetle tavsiye edilir. Arada kaçıp başka başka zamanlara gitmek lazım.
  
Şimdilik bu kare birkaç ipucu verir diye düşünüyorum:)
Vakit bulursam ayrı bir post da yazmayı çok isterim. Ama yaza yaza bitiremem herhalde:)
Niye mi vakit bulursam?
Bunu duymamış olayım, özellikle işe başlayalı bugün tam 12.günüm olmuşken:))
(çıp çıp çıp: alkış efekti)

Rüyanızda 80leri görmeniz dileğiyle,
Çok sevgiler, bol nostaljiler, iyi geceler, CB
Xx!

28 Kasım 2013 Perşembe

We can do it!

İşte 8. günümü de bitirmiş olmanın gururunu yaşamaktayım şu an.
Tabii sabahları o gururdan eser yok o ayrı. Her sabah beynimde ne tilkiler dönüyor, ne yapsam da biraz daha uyusam. Altı üstü 5 demeyin. O 5 dakika bildiğiniz 'cennette 5 dakika' :)
Kendimi nasıl pohpohluyorum bir görseniz: "bu sabah da uyanabildim, o yea"
sonra bir gaza geliyorum tıpkı Wonder Woman gibi, şekil A:
Her sabah uyanıp işe gittiğim(gidebildiğim) için kendimi süper kahraman gibi hissediyorum. Şimdilik durum bu, sonra başka alternatif gaza getirme yöntemleri bulabileceğime inanıyorum. Evet buna yürekten inanıyorum.

Ve yorgun bir iş gününün sonunda bazı cevaplar arıyorum.
Şu sıralar radığım cevaplar tabii daha çok uyku düzeni, insanlar sabah erkenden nasıl uyanır gibisinden. Ama bu soruların cevabını bilen beri gelsin, diğ mi?
Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Sırf adını merak edip aldığım bu kitap gizli bir hazine adeta.
Cevapları bulana kadar okuyciiim gece-gündüz hiç bıkmadan.
Ben ve m&m'sciklerim, oturduk kitabın başına, cevapları bulmaya çalışıyoruz.
İş sonrası terapisi. Imm çok lezzetli!
Ama birbirimizi fazlaca seviyoruz. Ben sanırım...ımmm..nasıl desem..biraz daha fazla... seviyorum! Severken öldürmek deyimi sanırım pek uygun bu duruma.
Sonsuza kadar kalbimde yaşayacaksın!

Çok sevgiler, CB
Xx!

26 Kasım 2013 Salı

Biri iş mi dedi?

İş hayatı ızdırap dolu.
Sabah uyanmak zor.
Uyanıp hazırlanmak daha zor.
Evden çıkıp işe ulaşmak felaket zor.
İşe gidip akşama kadar aralıksız çalışmak ise en zoru.
Ey para, eyy emeklilik sen nelere kadirsin!

Çalışma hayatında 6. gün bakışım işte tam olarak şöyle:
"Biri iş mi dedi?"
Sevgiler, CB
Xx!

24 Kasım 2013 Pazar

Bir Redaktörün Gizli Defteri

Kayıt 000001.

Her yer gürültülü. Çok fazla klavye sesi ver ve telefonlar susmuyor.
Bir yandan konsantrasyonumu bozmamaya diğer yandan da metinleri düzenlemeye uğraşıyorum. Gözüm sürekli saatte. Tik tak tik tak...
Çalışma hayatı diye bir şey yok. Doğrusu, "çalışma mı hayat mı?"


İşte yukarıdaki resim gibi kendimi motive edici sloganlar bularak, iş hayatına sıkı sıkıya bağlanmaya çalışıyorum. Aklımda hep aynı nakarat:


"I know I can, I know I can
Be what I wanna be
If I work hard at it
I'll be where i wanna be..."

Sevgilerle, CB
Xx!